Monolitik Mimari: Basitlik ve Hızın Gücü
Yeni bir ürün fikriniz var ve hızlıca pazara çıkmak istiyorsunuz. Ekibiniz küçük, süreçleriniz henüz net değil ve en kritik soruyu soruyorsunuz: monolit mi mikroservis mi? İşte tam bu noktada monolitik mimari, basit yapısıyla güçlü bir aday olarak öne çıkar.
Monolitik mimari, uygulamanın tek kod tabanı ve tek dağıtım birimi olarak çalıştığı yapı anlamına gelir. Tüm modüller aynı paket içinde yer alır. Bir web uygulamasında kullanıcı yönetimi, sipariş, ödeme ve raporlama bileşenleri tek deploy ile üretime çıkar. Bu yaklaşım, özellikle erken aşama ürünlerde geliştirme hızını ciddi şekilde artırır.
Bu yapı, yeni başlayan ekipler için önemli bir konfor alanı sunar. CI/CD hattı daha sade ilerler. Gözlemleme araçları daha basit kurulur. Log takibi, hata ayıklama ve profil çıkarma tek süreç üzerinden yürür. Bu yüzden birçok deneyimli mimar, ürün-pazar uyumu kanıtlanana kadar monolitik yaklaşımı özellikle önerir.
Monolitik mimarinin güçlü olduğu alanları şöyle özetleyebiliriz:
-
Tek deploy paketi sayesinde yalın sürüm yönetimi
-
Basit hata ayıklama ve tek süreçte profil alma imkanı
-
Küçük ekipler için düşük operasyonel yük
-
Tek veritabanı şemasıyla sade veri modeli
Dijital AI olarak biz, monolitik mimariyi ilkel bir yaklaşım gibi görmeyiz. Aksine, doğru tasarlanan bir monolit, yıllarca iş gören sağlam bir omurga oluşturur. Özellikle modüler prensipleri uygularsanız, ileride mikroservislere geçiş için doğal bir zemin hazırlarsınız. Kötü tasarlanmış bir mikroservis yığını yerine, iyi kurgulanmış bir monolit çoğu zaman daha sürdürülebilir bir çözüm sunar.
Mikroservis Nedir?
Bir e-ticaret sisteminde sepet, ödeme ve ürün kataloğu bileşenlerinin ayrı ekipler tarafından bağımsız dağıtıldığını düşünün. Her biri kendi veri deposuna ve sürüm takvimine sahip. İşte bu tablo, mikroservis yaklaşımını somutlaştırır ve monolit mi mikroservis mi sorusuna farklı bir bakış kazandırır.
Mikroservis, iş alanlarını küçük, bağımsız çalışan servisler hâline getiren bir mimari stildir. Her servis tek bir iş yeteneğine odaklanır. Örneğin ödeme servisi sadece tahsilat, iade ve ödeme onayı süreçlerini yönetir. Bu servis, diğerlerinden bağımsız ölçeklenir ve kendi yaşam döngüsünü takip eder. Mikroservis mimarisi bu parçalı yapıyı sistematik hâle getirir.
Martin Fowler ve Sam Newman gibi isimler, mikroservisleri “iş yeteneği etrafında organize olmuş, bağımsız dağıtılabilir servisler” olarak tanımlar. Bu yaklaşım, özellikle hızla büyüyen ve farklı iş birimlerinin paralel geliştirme yaptığı yapılarda değer üretir. Ancak bu yapı, dağıtık sistem karmaşıklığını beraberinde getirir.
Mikroservis yaklaşımının temel özelliklerini kısaca listeleyebiliriz:
-
Her servisin kendi veritabanı veya veri şeması bulunur
-
Takımlar servisleri bağımsız deploy eder
-
Servisler genellikle hafif protokollerle haberleşir
-
Farklı servisler için farklı teknolojiler kullanılabilir
Bu mimaride her servis kendi sınırını korur. Bu sınırları doğru çizemediğinizde, monolitik dağınıklığı bu kez ağ üzerinde yaşarsınız. Dijital AI olarak biz, mikroservise geçmeden önce iş alanı modelinin netleşmesini ve ekibin dağıtık mimari deneyimi kazanmasını kritik görüyoruz. Aksi durumda, teoride çekici görünen yapı pratikte ağır bir operasyon yüküne dönüşebilir.
Mikroservis Mimarisini Ne Zaman Kullanmalıyız?
Birçok ekip, ölçeklenebilir yazılım denince aklına doğrudan mikroservis getirir. Ancak monolit mi mikroservis mi sorusunun cevabı, çoğu zaman “henüz değil” yönünde olur. Zamanlama burada en kritik parametrelerden biridir.
Mikroservis mimarisi, özellikle belirli olgunluk eşiğini aşmış ürünlerde anlam kazanır. Uygulamanız yüksek trafik alıyorsa, farklı modüller birbirinden bağımsız ölçeklenme ihtiyacı duyuyorsa bu yaklaşım gerçek fayda üretir. Örneğin kampanya dönemlerinde sadece sepet ve stok servisleri yoğun yük altına giriyorsa, bu bileşenleri ayrı servisler olarak çalıştırmak mantıklıdır. Böylece tüm sistemi büyütmek yerine, sadece baskı altındaki parçaları yatayda genişletebilirsiniz.
Biz, mikroservise geçiş için bazı net sinyallere bakarız. Bu sinyaller, karar sürecini duygusal olmaktan çıkarır. Teknik borç, deploy sıklığı ve bağımsız geliştirme ihtiyacı gibi kriterler ön plana çıkar. Özellikle bir modül değiştiğinde tüm uygulamayı yeniden dağıtmak zorunda kalıyorsanız, ayrıştırma zamanı yaklaşmış demektir.
Ne zaman mikroservis mimarisine yönelebileceğinizi şu başlıklarla değerlendirebilirsiniz:
-
Takımlar farklı modülleri aynı anda geliştirmek istiyorsa
-
Farklı modüllerin trafik profili belirgin şekilde ayrışıyorsa
-
Deploy pencereleri iş birimlerini rahatsız etmeye başladıysa
-
Tek kod tabanı üzerinde çatışmalar sıklaştıysa
Mikroservis kararı verdiğiniz anda, sadece teknik mimariyi değil, organizasyonel yapıyı da değiştirmiş olursunuz. Takımlar ürün odaklı çalışmaya başlar. Bu nedenle Dijital AI olarak, bu adımı atmadan önce operasyon, izleme ve otomasyon kabiliyetlerinizi de gözden geçirmenizi öneriyoruz. Sağlam bir altyapı kurmadan mikroservise geçmek, kazandığınız esnekliği hızla gölgede bırakabilir.
Modüler Monolit: Mikroservislerin Avantajları
Monolit mi mikroservis mi tartışmasında sık atlanan bir ara durak daha var: modüler monolit. Bu yaklaşım, iki dünyanın güçlü yanlarını birleştirmeye çalışır. Tek deploy birimi korunur, ancak iç yapı net modüllere ayrılır.
Modüler monolit, uygulamayı bağımsız iş alanlarına böler. Her modül kendi sınırını, veri modelini ve API sözleşmesini tanımlar. Yine de tüm modüller aynı süreç içinde çalışır. Bu yapı, Domain-Driven Design prensipleriyle oldukça uyumludur. Modüler monolit mikroservis geçişi için doğal bir basamak görevi görür.
Dijital AI ekibi olarak birçok projede önce modüler monolit tasarımı uygularız. Bu sayede hem tek kod tabanının hızından yararlanırız hem de gelecekteki ayrıştırma adımlarını kolaylaştırırız. Bir modül gerçekten ayrışma ihtiyacı gösterdiğinde, onu mikroservise dönüştürmek daha az risk taşır. Çünkü sınırlarını daha baştan net biçimde çizmiş oluruz.
Modüler monolit yaklaşımının öne çıkan artılarını şu şekilde düşünebiliriz:
-
Tek deploy ile basit operasyon yapısı
-
İç modüller arasında net sınırların tanımlanması
-
Refactoring sırasında daha kontrollü değişiklik imkanı
-
Gelecekte servis ayrıştırmasına uygun altyapı
Modüler monolit tercih ettiğinizde, aslında bilinçli bir tasarım kararı alırsınız. Bu karar, ileride “böl ve yönet” stratejisine kapı açar. Monolit mikroservis dönüşümünü düşünüyorsanız, işe çoğu zaman buradan başlamak daha sağlıklı olur. Bu yaklaşım, hem mimari hem de ekip olgunluğu açısından güvenli bir geçiş alanı sunar.
Monolitik Servis Kullanım Sıklığı
Gerçek projelere baktığımızda, monolitik yaklaşımların hâlâ oldukça yaygın olduğunu görürüz. Birçok kurum, monolit mi mikroservis mi sorusunu teorik sunumlarda sıkça tartışsa da pratikte tek parça uygulamalarla ilerlemeye devam eder.
Özellikle kurumsal dünyada, eski sistemler genellikle monolitik mimari ile çalışır. Bankacılık, sigorta ve kamu projelerinde tek veritabanı ve tek uygulama paketi hâlâ baskındır. Bu durum sadece teknolojik geri kalmışlıktan kaynaklanmaz. Bazı sektörlerde regülasyonlar, değişiklik süreçlerini yavaşlatır. Bu yüzden ekipler, risk almamak için tanıdık yapılara bağlı kalır.
Dijital AI olarak sahada gördüğümüz tablo net. Yeni başlayan projelerin önemli bir kısmı ilk aşamada tek yapı olarak başlar. Ürün olgunlaştıkça, bazı bileşenler ayrışır. Yani monolitik servis kullanımı, çoğu organizasyonda doğal başlangıç noktasıdır. Mikroservisler ise genellikle ikinci veya üçüncü dalga olarak gelir.
Monolitik yapının sık tercih edilme nedenlerini şu başlıklarda toplayabiliriz:
-
Küçük ve orta ölçekli projelerde düşük maliyet
-
Operasyon ekiplerinin bu modele daha alışık olması
-
Dağıtık sistem tecrübesi eksikliği
-
Var olan monolitik sistemlerle entegrasyon kolaylığı
Bu tablo, tek yaklaşımın her zaman üstün olmadığını gösterir. Önemli olan, bulunduğunuz aşamayı doğru okumaktır. Eğer ekip henüz dağıtık mimari kültürüne hazır değilse, agresif mikroservis kararları faydadan çok zarar getirebilir. Biz, monolitik kullanım sıklığını bir zayıflık değil, gerçek dünyanın rasyonel tercihi olarak yorumluyoruz.
Hangi Büyük Şirketler Mikroservis Kullanıyor?
Monolit mi mikroservis mi tartışmasında çoğu kişi, büyük teknoloji şirketlerini referans alır. Netflix, Amazon, Uber gibi devler, mikroservis mimarisi örnekleriyle sıkça gündeme gelir. Ancak bu örnekler, her ekip için doğrudan kopyalanabilir değildir.
Netflix, yayın altyapısını yüzlerce servise bölerek yönetir. İçerik öneri motoru, kullanıcı profili, streaming altyapısı ve faturalama gibi alanlar ayrı ekiplerin sorumluluğundadır. Amazon tarafında sipariş yönetimi, stok, ödeme ve lojistik benzer şekilde bağımsız servisler hâlinde çalışır. Bu şirketler, yüksek trafik ve küresel dağıtım gereksinimleri nedeniyle bu yapıyı benimser.
Öte yandan, birçok büyük kurum karma bir yaklaşım uygular. Bazı çekirdek sistemler hâlâ monolitik mimari ile çalışırken, etrafında yeni servisler gelişir. Özellikle bankalar, çekirdek bankacılık sistemlerini monolitik tutup, müşteri deneyimi katmanını mikroservislerle genişletir. Bu hibrit yapı, geçiş sürecini daha yönetilebilir kılar.
Bu noktada kritik soru şudur: Sizin ürününüz ve ekibiniz, bu şirketlerin hangi noktasına daha yakın? Dijital AI olarak biz, “büyükler mikroservis kullanıyor, o hâlde biz de kullanmalıyız” yaklaşımını sağlıklı bulmuyoruz. Her organizasyon kendi ölçeğini, trafik profilini ve operasyon olgunluğunu objektif biçimde analiz etmelidir.
Mikroservis kullanan büyük şirket örnekleri, bize sadece prensip düzeyinde ilham vermelidir. Aynı yapı taşlarını bire bir kopyalamak yerine, kendi bağlamınıza uygun bir mimari karışım tasarlamak daha akıllıcadır. Aksi hâlde, devlerin çözdüğü sorunları yaşamadan, onların karmaşıklığını üstlenmiş olursunuz.
Ekip Boyutuna Göre Mimari Seçimi
Monolit mi mikroservis mi kararında en az trafik kadar belirleyici başka bir faktör daha var: ekip boyutu ve yetkinlik dağılımı. Aynı mimari, farklı ekiplerde bambaşka sonuçlar üretir.
Küçük bir ekibiniz varsa, genellikle tek yapıyı yönetmek daha mantıklıdır. Üç kişilik bir ekibin on beş ayrı servisle uğraşması, operasyonel kabus yaratır. Her servis için izleme, loglama, deploy, güvenlik ve versiyonlama süreçleri kurmanız gerekir. Bu yük, geliştirme hızını ciddi biçimde düşürür. Modüler bir monolit, bu ölçekte daha dengeli bir seçenek oluşturur.
Orta ve büyük ekiplerde ise durum değişir. Farklı iş alanlarına odaklanan takımlarınız varsa, mikroservis mimarisi bu ayrımı doğal olarak destekler. Ürün, ödeme, fatura ve raporlama ekipleri kendi servislerini yönetebilir. Burada önemli olan, ekiplerin sadece kod değil, operasyon sorumluluğunu da üstlenmeye hazır olmasıdır.
Bu çerçevede, ekip boyutu ve olgunluk seviyesine göre basitleştirilmiş bir karar tablosu düşünebiliriz:
|
Ekip |
Trafik |
Öneri |
|---|---|---|
|
Küçük |
Düşük |
Monolit |
|
Küçük |
Orta |
Modüler monolit |
|
Orta |
Yüksek |
Hibrit |
|
Büyük |
Yüksek |
Mikroservis |
Dijital AI olarak, ekip boyutuna göre mimari seçimi yaparken sadece kişi sayısına bakmayız. Dağıtık sistem deneyimi, DevOps kültürü, otomasyon seviyesi ve izleme araçlarının olgunluğu da kararımızı etkiler. Bu değerlendirmeyi daha sistematik yapmak isterseniz, yazılım mimarisi danışmanlığı sayfamız üzerinden detaylı bir analiz süreci başlatabilirsiniz: Dijital AI Yazılım Mimarisi Danışmanlığı.
Sık Sorulan Sorular
Mikroservis mimarisi nedir?
Mikroservis mimarisi, uygulamayı iş yeteneklerine göre küçük ve bağımsız servisler hâline bölen bir yaklaşımdır. Her servis kendi verisini ve dağıtım döngüsünü yönetir. Takımlar bu sayede farklı bileşenleri birbirinden kopuk şekilde geliştirebilir.
Monolitik mimari ne zaman tercih edilmelidir?
Monolitik mimari, küçük ekipler ve erken aşama ürünler için genellikle en mantıklı seçimdir. Operasyon yükünü azaltır ve tek deploy ile hızlı iterasyon imkanı verir. İş alanları oturana kadar modüler bir monolit ile ilerlemek çoğu zaman daha güvenlidir.
Mikroservislerin avantajları nelerdir?
Mikroservisler, her bileşeni bağımsız ölçekleme ve dağıtma imkanı sunar. Farklı ekipler kendi servislerini otonom şekilde yönetebilir. Ayrıca farklı teknolojileri aynı sistem içinde birlikte kullanma esnekliği sağlar.
Modüler monolit ile mikroservis arasındaki farklar nelerdir?
Modüler monolit, tek deploy birimi içinde net sınırlarla ayrılmış modüller sunar; mikroservis ise her modülü ayrı süreç ve dağıtım birimine taşır. İlkinde operasyon basittir, ikincisinde esneklik artar. Modüler monolit, çoğu zaman mikroservise geçiş için ara basamak görevi görür.
Mikroservis mimarisinin dezavantajları var mı?
Mikroservis mimarisi, dağıtık sistem karmaşıklığı ve yüksek operasyon maliyeti getirir. İzleme, loglama, hata ayıklama ve veri tutarlılığı konuları daha zorlu hâle gelir. Deneyimsiz ekipler için bu yük, teorik kazançların önüne geçebilir.
Monolit mi Mikroservis mi? Yanlış Soruyu Sorduğumuz Anlar
Projelerde sıkça gördüğümüz bir durum var. Ekipler daha ürün fikri netleşmeden “monolit mi mikroservis mi?” tartışmasına kilitleniyor. Oysa asıl soru çoğu zaman şu olmalı: “Şu anki ekip, trafik ve operasyon seviyemiz için en az riskli mimari hangisi?”
Biz Dijital AI olarak, mimariyi tek hamlede kilitlenen bir karar olarak görmeyiz. Aşamalar hâlinde ilerleyen, geri dönüşü mümkün bir yol haritası tasarlarız. Böylece ekipler, gereksiz yere mikroservis karmaşıklığına girmez. Aynı şekilde, büyüyen bir ürünü de tek parça monolit içinde sıkışmış bırakmayız.
Bu bakış açısı, monolit ve mikroservisi iki uç seçenek olarak görmekten kurtarır. Araya modüler monolit, bounded context ayrımları ve hibrit çözümler girer. Ekip, her adımda kendi olgunluk seviyesine uygun bir mimari katman ekler.
Ekip, Trafik ve Operasyon Olgunluğunu Beraber Değerlendirmek
Mimari tercih yaparken tek bir parametreye odaklandığınızda, tabloyu eksik okursunuz. Sadece trafik verisine bakarsanız, küçük bir ekibi kaldıramayacağı bir dağıtık mimariye itersiniz. Sadece ekip boyutunu dikkate alırsanız, ani trafik sıçramalarında sistem zorlanır.
Biz bu nedenle üç ekseni birlikte ele alırız: ekip boyutu ve yetkinlik, mevcut ve beklenen trafik, dağıtım ve operasyon olgunluğu. Bu üçlü, monolit mi mikroservis mi sorusuna daha dengeli bir çerçeve sunar. Özellikle ölçeklenebilir yazılım hedefliyorsanız, bu parametreleri göz ardı etmemek gerekir.
Pratikte çoğu kurum, bu değerlendirmeyi sezgisel yürütür. Oysa basit bir karar tablosu, tartışmayı somutlaştırır. Bu sayede, teknik liderler, mimari tercihi kişisel zevkten çıkarıp, ölçülebilir kriterlere dayandırır. Dijital AI olarak, mimari danışmanlık çalışmalarında bu çerçeveyi net biçimde ortaya koyarız.
Ekip, Trafik ve Operasyon Olgunluğuna Göre Karar Çerçevesi
Mikroservisi varsayılan doğru olarak sunmak, bizce ciddi bir hata olur. Bazı durumlarda modüler monolit, kimi senaryolarda ise klasik monolit en rasyonel çözümdür. Bu yüzden karar sürecini birkaç basit adımda yapılandırmayı faydalı buluyoruz.
Aşağıdaki adımlar, ekip boyutu, trafik seviyesi ve operasyon olgunluğunu birlikte değerlendirmenize yardımcı olur. Bu çerçeveyi, kendi organizasyonunuza göre uyarlayabilirsiniz:
-
Ekip boyutunu ve dağılımını belirleyin: Kaç geliştirici var, kaç ürün alanına bölünmüş durumdalar?
-
Trafik profilini çıkarın: Ortalama yük, pik dönemler ve modüller arası trafik dağılımı nasıl?
-
Dağıtım sıklığını analiz edin: Haftada kaç deploy yapıyorsunuz, hangi modüller en çok değişiyor?
-
Operasyon ve DevOps olgunluğunu değerlendirin: İzleme, loglama, otomasyon ve incident yönetimi ne düzeyde?
-
Regülasyon ve entegrasyon kısıtlarını gözden geçirin: Dış sistemlerle ve mevzuatla ilgili özel sınırlamalar var mı?
Bu adımlar sonunda, mimari için daha net bir başlangıç noktası görürsünüz. Söz gelimi, küçük ama deneyimli bir ekip, yüksek trafiği yönetmek için hibrit bir yapıyı kaldırabilir. Buna karşın, kalabalık ama dağınık bir organizasyon, önce modüler monolit ile disiplin kazanmak zorunda kalabilir.
Farklı Senaryolar İçin Örnek Mimari Yaklaşımlar
Teoride kalan açıklamalar çoğu zaman yeterli olmaz. Bu yüzden birkaç tipik senaryo üzerinden, monolit ve mikroservis tercihlerini nasıl konumlandırdığımızı paylaşmak istiyoruz. Bu örnekler, kendi bağlamınızı sorgularken size referans olabilir.
-
Senaryo 1 – 4 kişilik ekip, düşük trafik, erken aşama ürün: Bu durumda biz genellikle modüler monolit öneririz. Tek deploy ile hız kazanırsınız, iç modülleri ise baştan net ayırırsınız. Mikroservis adımını, ürün-pazar uyumu kanıtlandıktan sonraya bırakırsınız.
-
Senaryo 2 – 10-15 kişilik ekip, orta trafik, belirgin iş alanları: Burada çekirdek alanlar için modüler monolit, çevresel işlevler için sınırlı sayıda mikroservis uygun olabilir. Diyelim ki, raporlama veya entegrasyon katmanını ayrı servisler hâline getirirsiniz.
-
Senaryo 3 – 30+ kişilik ekip, yüksek trafik, küresel dağıtım: Bu ölçekte, iyi tasarlanmış bir mikroservis mimarisi çoğu zaman kaçınılmaz hâle gelir. Yine de tüm sistemi bir anda bölmek yerine, en çok sıkışan alanlardan başlayarak kademeli ayrıştırma öneririz.
Bu senaryolar, mikroservisi otomatik olarak seçmediğimizi gösterir. Her durumda, ekip yetkinliği ve operasyonel kapasiteyi dikkatle tartarız. Dijital AI olarak, müşterilerimizi gereksiz karmaşıklığa sokmak yerine, sürdürülebilir adımlar atmalarına yardımcı oluruz.
Dijital AI ile Mimari Karar Sürecini Yapılandırmak
Mimari seçim, yalnızca teknik bir tercih değildir. Organizasyon yapısını, ekip kültürünü ve iş planını doğrudan etkiler. Yanlış zamanda verilen mikroservis kararı, hem geliştirme hızını hem de operasyon maliyetini olumsuz etkileyebilir. Benzer şekilde, ayrışması gereken bir monoliti zorla büyütmek de ürünün ölçeklenmesini engeller.
Biz Dijital AI olarak, bu süreci danışmanlık perspektifiyle ele alırız. Önce mevcut durumu analiz ederiz. Kod tabanını, dağıtım süreçlerini, izleme altyapısını ve ekip yapılanmasını inceleriz. Ardından, monolit mi mikroservis mi sorusunu, somut veriler üzerinden cevaplarız. Çoğu zaman da tek bir cevaptan ziyade, zaman içinde evrilen bir yol haritası çıkarırız.
Bu yol haritasında genellikle şu adımlar yer alır:
-
Mevcut mimarinin haritalanması ve bağımlılıkların görselleştirilmesi
-
Sık değişen ve sıkışan modüllerin tespiti
-
Modüler monolit için sınırların yeniden tanımlanması
-
İlk ayrışacak servislerin risk analizinin yapılması
-
Dağıtım ve gözlemleme altyapısının mikroservise uygun hâle getirilmesi
Eğer siz de ekibiniz, trafik profiliniz ve operasyon seviyeniz için en uygun mimariyi netleştirmek istiyorsanız, bu süreci birlikte tasarlayabiliriz. Detaylı bilgi ve örnek çalışma modelleri için yazılım mimarisi danışmanlığı sayfamızı inceleyebilirsiniz: Dijital AI Yazılım Mimarisi Danışmanlığı.
Sonuç: Varsayılan Doğru Yok, Bağlama Uygun Mimari Var
Monolit mi mikroservis mi sorusuna tek bir evrensel cevap vermek mümkün değil. Her projenin, her ekibin ve her sektörün dinamikleri farklıdır. Bu yüzden biz, mikroservisi ne kutsallaştırırız ne de monoliti eski dünya kalıntısı gibi görürüz. İkisini de bağlama göre değerlendiririz.
Önemli olan, mimariyi bir kerelik seçim değil, sürekli gözden geçirdiğiniz bir karar alanı olarak ele almanızdır. Ürün büyüdükçe, ekip genişledikçe ve trafik arttıkça, mimariyi de kontrollü biçimde evriltmeniz gerekir. Modüler monolit, hibrit yaklaşımlar ve kademeli ayrıştırma stratejileri bu noktada güçlü araçlar sunar.
Dijital AI olarak bizim yaklaşımımız net. Önce ekibi, trafiği ve operasyon olgunluğunu anlarız. Ardından, bugünü çözen ama yarını da kilitlemeyen bir mimari tasarlarız. Siz de monolit ve mikroservis arasında sıkışmak yerine, kendi bağlamınıza uygun mimari yolculuğu planlamak isterseniz, birlikte çalışmaktan memnuniyet duyarız.
